GÜRSEL TEKİN TV52'YE KONUK OLDU. KONU "İMAR VE RANT MESELESİ"

GÜRSEL TEKİN TV52'YE KONUK OLDU. KONU "İMAR VE RANT MESELESİ"
Siyasetin önemli isimlerinden CHP eski Genel Sekreteri ve eski İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, TV 52’de gündem konularını değerlendirdi. Programın moderatörlüğünü Ersin Topçu yaparken; Tekin, Gazeteci-Yazar Nuh Mehmet Deniz ve Faruk Menderes İmamoğlu ile Türkiye’nin siyasi durumunu, Ordu gündemini, imar yolsuzlukları, siyasi partiler yasası gibi önemli konuları konuştu.

Ordu’nunyerel ve ulusalalanda yayın yapan televizyon kanalı TV 52, Türkiye siyasetinin önemli isimlerinden Gürsel Tekin’i konuk etti. Tekin, katıldığı programda Gazeteci ve Yazar Nuh Mehmet Deniz’in sorularını yanıtladı. Tekin, İmar yolsuzluklarından Siyasi partiler yasasına, yolsuzluk iddialarından yapılan ve yapılması planlanan yanlış projelere kadar birbirinden farklı konulara değindi. Çarpıcı tespitler ve açıklamalarda bulunan Tekin, yine Türkiye gündeminde çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.

Tekin TV programında, Deniz ve İmamoğlu’nun sorularını yanıtlamadan önce Ordu’yu ve halkına selamlarını iletti. Tekin konuşmasına; “Kesinlikle benim Ordu'da çokça dostlarım var, çokça arkadaşlarım var, akrabalarım var. çokça gittim-geldim. Hemen hemen Ordu'nun bütün ilçelerinde dolaştım. Bizim halk otobüsü var. Otobüsle gitmediğimiz hiçbir yer yok. Öncelikle Ordu'daki bütün dostlarımıza selamlarımı saygılarımı göndermek istiyorum” şeklinde başladı.

TEKİN; “ORDU'NUN DOĞASINI TÜRKİYE'NİN DOĞASINI YETERİNCE BOZDUNUZ”

Gazeteci-Yazar Nuh Mehmet Deniz’in “Daha önce Karadeniz Otoyolu ile ilgili Ordu'nun verdiği müthiş bir mücadele var. Tekrar sosyal medya platformları üzerinden vatandaş bilgilendirilerek bu mücadeleye benzer bir mücadele ile Perşembe Yaylası kurtarılabilir mi? Bunu Ordululara soruyorum” şeklindeki sorusuna Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek Ordu’nun yanlış projeler ile tahrip edilmemesi gerektiğini belirtti. Tekin; “Sayın Erdoğan'ın bir cümlesiyle başlamak istiyorum. Sayın Erdoğan belediye başkanıyken İstanbul'da kamuya ait çeşitli yerleri satışa çıkardı. Bunun bir tanesi de Kadıköy bölgesinde Orman ve Tarım Bakanlığı'na ait bir yerin satışı vardı. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak tepkimizi gösterdik. Eylem yaptık, o gün bizi destekleyen İstanbul Belediye Başkanı Sayın Erdoğan’ın bir cümlesini hatırlatmak istiyorum. Bütün AK Parti Ordu teşkilatına belediye başkanına yetkililerine ve yetkililerine, ‘Ankara elini İstanbul'dan çek’ demişti. Ben de şimdi diyorum ki Ankara elini Ordu'nun üstünde çek. Ordu'nun doğasını Türkiye'nin doğasını yeterince bozdunuz. Bir şehrin havasını ve suyunu kirletirseniz işte o zaman hiçbir şeyi telafi etmeniz mümkün değildir. Bu maden meselesi Ordu’da olduğu gibi Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi ne yazık ki acımasızca ve vahşice devam ediyor. Bu iş devlet işi değildir, rant işidir. Bunu belediyelerden tutun bakanlıklara kadar rantın ne kadar yaşamımızın her alanına girdiğini biliyoruz” dedi.

Gazeteci Deniz, Türkiye’deki siyasetin vasat bir performans sergilediğini vurgulayarak; “siyasetin etik kuralları dediğimiz, yazılı olmayan belki de yazılı olması gereken bir kurallar silsilesinin oluşturulması bir, ikincisi de siyasetin daha da şeffaflaştırılması gerekmiyor mu?  Türkiye bu konuda ne yapmalı? Bir CHP’li olarak siz bu konuda bir deklarasyon yayınlamayı düşünüyor musunuz?” sorusunu yöneltti.

Tekin; “İngiliz Parlamentosu 1000 yıllık bir geçmişi olan bir ülkedeki parti sayısı 53 tane olmuştur. Bizde ise 60 yılda 543 tanedir. Şimdi geçmiş döneme baktığımızda Nuh Bey, 80 öncesi çok az sayıda parti vardı. Ama bu aynı zamanda anayasada o herkesin eleştirdiği 1961 anayasasında ön seçim zorunlu idi. Vatandaş; milletvekilini, belediye başkanını gidip kendi sahasında kendi oyu ile seçiliyordu”

Deniz’in siyasi partiler yasası hakkındaki yasanın yeniden düzenlenmesi ve önseçimlerin tekrar aktif bir şekilde kullanılmasına yönelik; “Peki bunu bugün niye gündeme getirmiyorlar?” sorusuna Tekin; “Bugün defalarca kez kanun teklifi verdik. Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Ak Parti, Saadet Partisi, aklınıza gelebilecek bütün siyasi partilerin programına bakın iktidar olduğumuzda siyasi parti yasasını değiştireceğiz cümlesi var. Ama kimse değiştirmiyor. Çünkü o kadar konforlu bir şey ki. Bir bakıyorsun aynı aileden biri biri belediye başkanı, biri parti meclis üyesi, biri genel müdür... Bu doğal olarak siyaseti öyle bir çürüttü ki şu an da en büyük parti %41 ile Kararsızlar Partisi”

Deniz; “Peki bu kanun çıkar mı? Bu kuralları değiştirecek bir mekanizma oluşturulabilir mi?”

Tekin: “Bu kanunu bugünkü yapı asla değiştirmez. Çünkü çok konforlu bir yapıdalar”

Deniz: “Bu konfor alanından CHP’de yararlanıyor o zaman.”

Tekin; “Elbette yararlanıyor. Bu bir kabile ilişkisi Türkiye’de mutlaka son bulması lazım. Bu çok ayıp bir şeydir. Bu ne zaman düzelir? Ön seçime geçerseniz düzelir. Bugün Almanya’da Merkel’in bir tane belediye meclis üyesi atama yetkisi yok. Düşünün kendi ülkesinde bu kadar başarılı birisiniz ve bir tane meclis üyesi atama yetkin yok” ifadelerini kullandı.

Deniz: “Türkiye'de siyasi partilerin finansmanının şeffaflaştırılması gerekiyor mu, yapılması gerekiyorsa bunun bir modeli var mı?” sorusuna Tekin; “Var. Dünyada var. Batı standartlarındaki ülkelerde finansman kuruluşları görebilirsiniz. Sadece finansmanları değil, aynı zamanda siyaset yapanların yani genel başkan gerekirse başbakan, cumhurbaşkanı; hepinizin bildiği gibi Almanya’ da bir cumhurbaşkanını istifa ettirdiler. Aslında bizde son derece mütevazi görülebilecek bir şey fakat Batı’ da değil”

Deniz; “Sizin araştırmalarınızda ve karşılıklı sohbetlerimizde söylediğiniz bir rakam vardı. Bu benim için korkunç bir rakam, Türkiye için de korkunç bir rakam. İmarda dönen yolsuzluğun rantın 7 trilyon dolar olduğunu söylemiştiniz. Bu büyük bir rakam değil çok büyük bir rakam yani devletler kurar devletler yıkar bir rakam. Çok büyük trilyon dolardan bahsediyoruz bunu bir açabilir misiniz?”

Tekin; “Tabi. Örneğin İstanbul’da Sayın Erdoğan’ın belediye başkanı olduğu dönemde yüz binlik plan aldık. O zaman devlet ihtiyaç duyar arsa satmaz mı tabi satar. Ama siz onun imar uygulamalarını yaparak değerinde satarsınız. Örnek olarak dönemin maliye bakanı FETÖ’ye büyük bir arsa verdi. O arsa aynı zamanda 1999 yılında deprem toplanma alanıydı. Bahçelievler’deydi. Önce kiraya verdiler, 49 yıllığına. Yani bu kiralanma sürecinde başka bir girişimcinin orayı satın almaya geldiğinde alması mümkün değildir. O dönemin parası ile 2 milyon dolara satın alındı. Bugün ki değeri 2 milyar dolar. İstanbul’un dörtte üçü devletin himayesinde. Yani orman alanları, Milli Emlak, hazine, vakıflar bunlar tamamen devlete ait. Şimdi bu devletin malı nasıl oldu da Ahmet’e Mehmet’e geçti biz bunu görmek istiyoruz”

Deniz; “İmar rantı Türkiye için bir milli güvenlik sorunu haline gelmiştir. İki sebepten dolayı: İmardan elde edilen alan nasıl kullanılıyor? İkincisi Türkiye bir deprem ülkesi, İstanbul bir deprem bölgesi, hırsızlıkla veya çalınarak yapılan inşaatlar varsa bu milyonlarca insanımızın hayatına mal olacak. Türkiye’nin siyasetinin, ekonomisinin, bürokrasisinin ve bütün kurumlarının şeffaf ve hesap verebilir olduğu gün Türkiye Cumhuriyeti gerçekten yaşanabilir bir ülke haline gelecektir. Teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

 

Haber: Özgür Murat - Bekir Tüccar

Yorum Yazın