
Yerel seçimlerden sonra iktidara gelen belediyeler halka mal olabilecek projeler değil, rant sağlayabilecek projeler üretiyorlar. İstanbul halkının refah düzeyini artıracak, kent yaşamını modern bir hayata geçirebilecek hiçbir proje geliştirilmiyor. Aksine ranta dayalı projeler bir bir gerçekleşiyor ve şovlar eşliğinde halkı kurtarabilecek projelermiş gibi sunuluyor.
Projelere rant engeli!
Rant pastasını bölüşmek için birbirleriyle yarışan belediyeler, İstanbul’u yaşanılır bir kent olmaktan çıkarıyor. Özellikle şehrin varoşları olarak nitelendirilen ve Yaşam Kalitesi Araştırması’nda 39 ilçe arasında en düşük ilçeler olan Esenler, Gaziosmanpaşa, Sultangazi ve Esenyurt gibi ilçelerde zirve yapan kentsel dönüşüm talanı nedeniyle, vatandaşlar nefes alacak yeşil alan bulmakta dahi güçlük çekiyor. Basit park-bahçe projeleri bile, çıkar ilişkileri ve ihale kıyakları sebebiyle hayata geçirilemiyor.
Beton endüstrisine tutsak edilen İstanbul; özellikle son 10 yıl içerisinde hızlanan inşaat süreciyle AVM, plaza ve sitelerden oluşan tek tip yaşam modeli içine çekildi. Kentsel Dönüşüm adı altında gerçekleştirilen yağma planları, zaten zor koşullarda mücadele veren yoksul halkı sefaletle yüz yüze getirirken, zenginler içinse daha lüks ve konforlu yapıların oluşturulmasına zemin hazırladı.
Sorunların ölçeği büyüyor
Yeşil alan, eğitim, ulaşım ve erişilebilirlik, sağlıklı yaşam, sosyal yaşam, güvenlik-asayiş, trafik gibi can damarları tıkalı bir kentte, yerel yönetimlerin çılgınca site ve AVM yapması, sorunların ölçeğini büyüttü.
İstanbulluların beklediği projeleri hayata geçiren bir belediye anlayışından uzaktaki yerel yöneticiler, kürsü siyasetinden öteye geçemiyor. Birkaç rutin belediye faaliyetinin dışına çıkmayan belediyeler, deyim yerindeyse, kısa yoldan zenginleşme mecraları haline getirildi. Öyle ki, parklar bir yana afet sonrası toplanma alanları bile imara açıldı.
Sıra Fevzi Çakmak’ta
Kent halkının refah düzeyini artıracak, istihdam alanları yaratacak, kent estetiğine ve doğal güzelliklere katkı sağlayacak projelerin adı geçmezken, rant siyaseti durmak bilmiyor. Son olarak, Gaziosmanpaşa’da, Sarıgöl ve Yenidoğan’ın ardından Fevzi Çakmak Mahallesi’nde yeni bir kentsel dönüşüm alanı daha açıldı.
Sivil inisiyatifin önemi
İstanbul’da halk yararına kapsamlı projelere ivedilikle ihtiyaç olduğunu ve bu projelerin sivil toplum önderliğinde,belediyeler üstü bir inisiyatifle geliştirilmesi gerektiğini belirten Yerel Yönetimler Proje Araştırma Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Tarlak, “Belediyelerin proje danışmanlığına gereksinimi olduğu çok açık şekilde görülmektedir. Bu da, yerelde demokrasi ve yaşam kültürünü güçlendirici dernek ve vakıfların belediyelerle yapacağı ortak çabalarla mümkündür” dedi.
Yerel seçimlerden sonra iktidara gelen belediyeler halka mal olabilecek projeler değil, rant sağlayabilecek projeler üretiyorlar. İstanbul halkının refah düzeyini artıracak, kent yaşamını modern bir hayata geçirebilecek hiçbir proje geliştirilmiyor. Aksine ranta dayalı projeler bir bir gerçekleşiyor ve şovlar eşliğinde halkı kurtarabilecek projelermiş gibi sunuluyor.
Projelere rant engeli!
Rant pastasını bölüşmek için birbirleriyle yarışan belediyeler, İstanbul’u yaşanılır bir kent olmaktan çıkarıyor. Özellikle şehrin varoşları olarak nitelendirilen ve Yaşam Kalitesi Araştırması’nda 39 ilçe arasında en düşük ilçeler olan Esenler, Gaziosmanpaşa, Sultangazi ve Esenyurt gibi ilçelerde zirve yapan kentsel dönüşüm talanı nedeniyle, vatandaşlar nefes alacak yeşil alan bulmakta dahi güçlük çekiyor. Basit park-bahçe projeleri bile, çıkar ilişkileri ve ihale kıyakları sebebiyle hayata geçirilemiyor.
Beton endüstrisine tutsak edilen İstanbul; özellikle son 10 yıl içerisinde hızlanan inşaat süreciyle AVM, plaza ve sitelerden oluşan tek tip yaşam modeli içine çekildi. Kentsel Dönüşüm adı altında gerçekleştirilen yağma planları, zaten zor koşullarda mücadele veren yoksul halkı sefaletle yüz yüze getirirken, zenginler içinse daha lüks ve konforlu yapıların oluşturulmasına zemin hazırladı.
Sorunların ölçeği büyüyor
Yeşil alan, eğitim, ulaşım ve erişilebilirlik, sağlıklı yaşam, sosyal yaşam, güvenlik-asayiş, trafik gibi can damarları tıkalı bir kentte, yerel yönetimlerin çılgınca site ve AVM yapması, sorunların ölçeğini büyüttü.
İstanbulluların beklediği projeleri hayata geçiren bir belediye anlayışından uzaktaki yerel yöneticiler, kürsü siyasetinden öteye geçemiyor. Birkaç rutin belediye faaliyetinin dışına çıkmayan belediyeler, deyim yerindeyse, kısa yoldan zenginleşme mecraları haline getirildi. Öyle ki, parklar bir yana afet sonrası toplanma alanları bile imara açıldı.
Sıra Fevzi Çakmak’ta
Kent halkının refah düzeyini artıracak, istihdam alanları yaratacak, kent estetiğine ve doğal güzelliklere katkı sağlayacak projelerin adı geçmezken, rant siyaseti durmak bilmiyor. Son olarak, Gaziosmanpaşa’da, Sarıgöl ve Yenidoğan’ın ardından Fevzi Çakmak Mahallesi’nde yeni bir kentsel dönüşüm alanı daha açıldı.
Sivil inisiyatifin önemi
İstanbul’da halk yararına kapsamlı projelere ivedilikle ihtiyaç olduğunu ve bu projelerin sivil toplum önderliğinde,belediyeler üstü bir inisiyatifle geliştirilmesi gerektiğini belirten Yerel Yönetimler Proje Araştırma Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Tarlak, “Belediyelerin proje danışmanlığına gereksinimi olduğu çok açık şekilde görülmektedir. Bu da, yerelde demokrasi ve yaşam kültürünü güçlendirici dernek ve vakıfların belediyelerle yapacağı ortak çabalarla mümkündür” dedi.
Yorum Yazın