Toplumsal Birleşim Çağrısı: Türkiye'nin Geleceği İçin Yeni Bir Vizyon

Toplumsal Birleşim Çağrısı: Türkiye'nin Geleceği İçin Yeni Bir Vizyon
Ekonomik Zorluklar ve Güvensizlikle Sarsılan Türkiye, Genel Birleşme Arayışında: Yeni Anayasa, Adalet Sistemi ve Daha Fazlası İçin Çağrı!

14 Ekim'de Adaylık Açıklaması

 

Bildiğiniz gibi yakın geçmişte ülkemiz adına önemli bir seçim dönemi geçirdik. Başkanlık sistemi ve parlamenter sistem arasında bir tercih yapacağımız bir seçim stratejisini tam olarak hayata geçiremediğimiz; bu stratejik planı insanlarımıza doğru bir anlatım fırsatı bulamadığımız; onun yerine tüm kamu ve medya gücü kullanılarak iki lider arasında geçen bir yarışmış gibi algılatılmak istenen ve yenilgimizle sonuçlanan bir seçimi daha geride bıraktık.

 

Bu algıyı yaratmak isteyen ve devletin tüm gücünü kullanarak sistem tartışmasının yapılmasına engel olanlar seçimi kazandı. Milletvekili listelerimizin yanlışlığının yanı sıra ittifak ortaklarımızın bence eksik olan mücadelesi; Anadolu'da örgütlenme eksikliğimiz, halkla söylemde ve siyasette bütünleşmek yerine; sağcılaşarak sol-sosyal demokrat iktidar yaratma çelişkisi benim altını çizmek istediğim yanlışlarımızdan bazıları idi.

Ancak bu yapılan hataların tamamının bedelinin bir kişinin yani Genel Başkanımızın üzerine yıkılması ise tam anlamıyla bir vefasızlık örneğidir. Kabul edilemez. Bu seçimi; sadece 25.5 milyon seçmenin oyunu alan Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve bizler değil; parlamenter sistem taraftarları ve tüm halkımız kaybetti. Öyle ki bugün; tüm halk kitleleri seçim sonrasında yaşanan ekonomik buhranın, %50'lik devalüasyonun, yaşanan zam furyasının yarattığı sorunlarla boğuşuyor ve günlük hayatını idame ettirmekte zorlanıyor.

 

Çocuklarının ve ailesinin geçiminde zorlanan babalar; çocuklarının diğer çocuklardan her geçen gün ekonomik nedenlerle ayrıştığını ve geri kaldığını gören anneler; bir iş ve gelecek hayali kurmakta zorlanan; uyuşturucu, sanal bahis, online kumar ve çeteleşme çarkında debelenen gençler; okul çağında yetersiz beslenme, eğitim eksikliği, kalabalık sınıflarda yarım gün eğitim ile yaşitlerinden fırsat eşitsizliği nedeniyle geri kalan çocuklar; bu çocuklarına bir el harçlığı bile veremeyecek duruma gelen emekliler; orta sınıfım, beyaz yakalıyım, mavi yakalı çalışanım diyen emekçiler; ben bireysel kalkınmamı gerçekleştirdim, bana bir şey olmaz diyen iş insanları; akademisyenler, sanatçılar, yazarlar; yani bizler hepsi kaybettik!

 

Buradan şu sonuca varıyoruz; 25.5 milyon olmak yetmiyor; 30 milyon, 40 milyon, 50 milyon seçmen-yurttaş bir arada olmalıyız. Tüm halk kitleleri parti ayırmaksızın bir arada olmalıyız. Birleşmeliyiz! Birleşmeliyiz! Birleşmeliyiz!

 

Merkezi ve yerel iktidar; halkla ilişkisinde bu kadar ayrışmış, her geçen gün politik ve siyasal tercihleri halk kitlelerine giderek daha da farklılaşmış, yabancılaşmış; tükenmiş bir haldedir. Ne bir kitle, ne de bireyler siyasal partilere ya da bu partilerin liderlerine güvenmemektedir.

 

Birleşme, bugünkü kutuplaşmanın, bloklaşmanın, yargının siyasallaşmasının, basının tamamen iktidar denetimine alınmasının yollarını açabilir. Bu nedenle; demokrasiyi, özgürlüğü, laik ve sosyal hukuk devletini bir arada savunan, birleşen bir seçeneğe ihtiyaç vardır. Elbette ki bu seçenek yeni bir anayasa, yeni bir parlamento, yeni bir iktidar, yeni bir yönetim biçimi, yeni bir adalet sistemini de içerecektir. Şu anda daha netleşmemiş olsa da böylesi bir seçenek ister parlamenter sistemde olsun ister başkanlık sistemde olsun, her iki sistemdeki artıları ve eksileri birleştiren bir sistem olacaktır.

 

Bu açıklamanın özeti aşağıdaki gibidir:

 

Yapılan hataların sadece Genel Başkanın üzerine yıkılması kabul edilemez.

Parlamenter sistem taraftarları ve tüm halk seçim sonrası ekonomik zorluklarla karşı karşıya.

Birleşme çağrısı yapılıyor; 25.5 milyon seçmenin ötesinde bir birleşme gerekliliği vurgulanıyor.

Siyasal partilere ve liderlere duyulan güvensizlik ifade ediliyor.

Demokrasiyi, özgürlüğü, laik ve sosyal hukuk devletini savunan birleşen bir seçeneğe ihtiyaç olduğu belirtiliyor. Bu seçenek, yeni bir anayasa, yeni bir parlamento, yeni bir iktidar, yeni bir yönetim biçimi, yeni bir adalet sistemi içerebilir. Ayrıca, parlamenter veya başkanlık sistemi arasında bir denge sağlayacak bir sistem öneriliyor.

 

 

 

 

 

 

Yorum Yazın