
BM İnsan Hakları Komisyonu Dış İlişkiler Başkanı Eli George Eid
Arap ülkelerinin Türkiye’yi örnek alması gerekiyor
Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni ve YAGEV Genel Başkanı Serkan Özkaya, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Dış İlişkiler Başkanı ve Avrupa Parlamentosu Üyesi Eli George Eid’le, savaş ateşinin bir türlü sönmediği Ortadoğu üzerine bir röportaj gerçekleştirdi. Türkiye’nin Ortadoğu politikalarının da mercek altına alındığı röportajda Eid, Arap Baharı’nın bölge ülkelerine ciddi zararlar verdiğini dile getirdi.
Serkan Özkaya: Efendim, içinde bulunduğumuz dönemde Ortadoğu nasıl şekilleniyor. Bize genel bir Ortadoğu değerlendirmesi yapar mısınız?
Eli G. Eid: Önceden de söylediğim gibi yıllar önce bir program hazırladılar. Bu programın adı Arap Baharı ama bu bahar, kara bir nehir oldu. Bu nehir Arap kanlarıyla doldu ve Araplar için iktisat ve medeniyet bitti. Özgürlük diyorlar, medeniyet diyorlar. Bu nasıl özgürlük, nasıl medeniyet? İnsan öldürmek özgürlük mü?
Arap başkanlarının koltuklarını bırakmaları için iki yol var; ya ölüm, ya hapis. İnsanlar için ve Müslümanlar için hiçbir şey kalmadı. Âlimleri bile öldürüyorlar. Tecrübemle, ısrarla söylüyorum; bizim bereketli topraklarımız üzerinde komplo kuruldu ve sonra halkımız bu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Suriyeliler sokakta oturuyorlar, yiyecek yemek bulamıyorlar. Önceden insanlar kendilerini güçlü hissediyorlardı; ama şimdi ya mülteciler, ya da ölü. Bu özgürlük mü şimdi?
“Arap Baharı’nın zararı binlerce…”
Yeni sistem politikası Ortadoğu için tamamen yanlış. Şimdi önemli ve tehlikeli bir konuya geldik. Biz sevgili insanlar her başkana inanıyoruz. Doğru olan, başkanların kendi halkları için çalışmaları. Halk ya da başkanlar peygamber gibi demiyorum. Her insan hata yapabilir vekimse kimsedendaha iyi değildir. Sadece Allah hata yapmaz. Baktığımız zaman Arapların hiçbir kazanımı yok. Biz biliyoruz ki, bu olaylardan birileri faydalanacak. Onlar senelerce özgürlüğümüzü, hürriyetimizi engellediler. Biz, Arapları ve Suriyelileri korusun, merhamet etsin diye Allah’a dua ediyoruz. Suriye, Irak ve Libya her gün bombalanıyor, insanlar ölüyor. Her insan biraz durup düşünmeli; kendi toprakları, medeniyeti için ne yapması gerekiyor? Keşke her insan biraz inceleme ve araştırma yapsa; kendi toprağı, medeniyeti, vatanına sahip olabilmek için, kaybolmaması için biraz düşünmesi lazım. Türkiye’yi örnek alarak; sizin gibi, ne yapılması gerekiyorsa, yapması gerekiyor. Türkiye turistik açıdan çok yüksek bir dereceye geldi. Elbette sadece turistik açıdan değil, her alanda kendini ispatladı. Türkiye güzel bir ülke. Halkı ve hükümetiyle örnek bir ülke. Arap ülkelerinin Türkiye’yi örnek alması gerekiyor. Türk halkı, ülkesinde özgür bir şekilde yaşıyor ve her türlü hakka sahip. Hükümet, halkına her türlü hakkı sağlıyor. Araplara aynı Türkiye’de olduğu gibi, her ülke hükümetinin sahip çıkması gerekiyor. Gençlerin gururunu kırmamak lazım, onları dinlemek gerekiyor. Evet, Arap Baharı’ndan bir fayda bulduk ama zararı binlerce
Serkan Özkaya: Türkiye’nin Ortadoğu’dan alması gereken dersler neler olabilir? Arap Baharı’nı biraz daha açarak değerlendirir misiniz? Türk halkına bu konuyla ilgili vermek istediğiniz mesaj nedir?
Eli G. Eid: Birleşmiş Milletler Büyükelçisi olarak, tecrübemle diyorum ki; yabancı bir devlet, komşu devletlere saldırmasın. Arap Baharı bahar değil, tamamen bir komplo. Bu komploya yardım eden kişilerin muhasebe yapmaları gerekiyor. Türkiye, Arap Baharı’na girecekti ama Allah kurtardı. Çünkü halk ve hükümet her zaman birlikte hareket ediyor. Türkiye’nin polisi ve askeri çok güçlü. Türk insanları çok zeki ve akıllı. Her insan kendi ülkesinde, kendini güçlü hissediyor. Ama başka bir ülkeye mülteci olarak gidince, kendini boşlukta hissediyor.
İlk olarak şunu söyleyeyim:Saddam Hüseyin’i Kurban Bayramı’nda idam ettiler, bu büyük bir zulüm, Arap halklarına zalimce bir saldırıdır. Şimdi soruyorum: Saddam Hüseyin’den sonra özgürlük geldi mi? Hayır, tabii ki gelmedi. İşler daha da karıştı. Üstelik yirmi sene öncesine döndük. Maalesef hiçbir gelişme yok, tam tersi. “Arap Baharı” diyorlar. Ama ben facia ve Arap katliamı olarak görüyorum. Arap ekonomisi ve medeniyetleri için büyük bir tehlike oldu. Savaşlar ve tehlikeler başladı. Yani artık Irak bitti. Bin sene öncesine döndü. Artık sadece terörist ve katil gruplar sahadadır. Irak ve Saddam sistemlerinden dolayı facia yaşıyoruz. Onun için diyorum ki, Amerika’nın Irak’a saldırması demokratik açıdan büyük bir hataya sebep oldu. Bu saldırı bütün Arap ülkelerine yansıdı. Ama maalesef hiçbir kazanım olmadı. Libya’da büyük bir zulüm var, insanlar sokakta birbirlerini vuruyor. Ne medeniyet kaldı, ne ekonomi… Ve komşu Arap ülkeleri sanki maç izliyorlarmış gibi bu manzarayı izliyor. Bir gol olunca seviniyorlar!
“Bu büyük bir komplo”
Bu yüzden Bahar diyemiyorum, çünkü binlerce insan öldürüldü. Hastaneler binlerce sakat insanla doldu, çocuklar yetim kaldı. Ne insan, ne de insanlık kaldı. Bu durum Kaddafi yüzünden değil sadece. Kaddafi’den sonra başa getirilen diktatör başkan da probleme dâhil. Huzurlu yaşamak için, özgür olabilmek için baştan başlamak lazım. İlk önce insanlara kibar davranmalıyız, artı hak ve hukuk tanımalıyız. Mesela Irak’ta binlerce insan kendi topraklarını terk etti, etmeye devam ediyor. Orada sadece savaş ve ihtilal var. İki bin beş yüz arabayı patlattılar; bütün dünya sadece izlemekle yetindi. Bütün Arap medeniyetleri imha edilmeye çalışılıyor. Irak’ta önceden erzak defteri vardı, insanlar kendi yemeklerini temin ediyorlardı. Fakir insanlar yemeksiz kalmıyordu. Ama şimdi insanlar açlıktan ölüm noktasına geliyor. Fakirlik var, medeniyet bitmiş. İnsan hakları kalmadı. Ama Türkiye ile mukayese edersek tam tersi, burada halkın hakları var. Bundan dolayı Türkiye’yi takdir ediyorum.
Bu büyük bir komplo bu. Bütün Arap Cumhuriyetlerinin başkanları sonunda ya ölecek ya da hapse girecek. Bu vahim bir durum. Mesela, Hüsnü Mübarek isyandan iki hafta sonra sandalyesini bırakıp kaçtı ve sonra hapse girdi. Neden insanlara önce haklarını tanımadı? Yani 35 sene sonra bütün halk Hüsnü Mübarek’in hırsız olduğunu fark etti. Neden önceden fark etmediler? Arap halkı ve hükümeti dünyaya arklı lanse ediliyor. Yani Arap halkını, kendi kendini yiyormuş gibi göstermek için bir oyun hazırlandı.
Bin sene öncesine döndük ve kan banyoları bittikten sonra hiçbir şey kalmadı. Medeniyet, din, fikir, turizm, iktisat, politika hiçbir şey kalmadı. Arap Baharı’nı yaşayan ülkeler çok zarar gördü.
Türkiye’yi çok seviyorum. Çünkü büyük bir devlet, her yeri cennet gibi. Ve insanları vatanına iyi bakıyor. Turistik açıdan çok gelişmiş bir ülke. Vatanın arkasında devlet var. Türkiye’nin hayırları, yardımları bitmez. Bütün ülkelere sesleniyorum; Türkiye’ye bakın! Ve Türkiye gibi olun. Halkı ve hükümeti gibi. Arap halkları ve başkanlarının bu zulümleri keşke bitse. Mesela bakın; Lübnan, o küçük ülke, önceden İsviçre gibi diyorlardı, ama şimdi ülkenin her yanında terörist var. Lübnan’da, günde en az on beş ya da yirmi kişi ölüme gidiyor. Suriyeli mültecilerden her yerde terörist vardır. Suriyeli mülteciler, Lübnan askerlerini kaçırıyor. Ama Suriyeli insanların hepsinden bahsetmiyorum tabii ki.
Suriyeli kardeşlerimiz mağdur kaldı. Maalesef bazı mültecileri terörist yapıyorlar. Ama muhakkak ki, insanlık meselesi bu, bütün mültecilere yardım etmek, yanlarında olmak lazım. Türkiye Suriyelilere yardım etti, kapılarını açtı. Önceden de Suriye halkına, bütün komşuları yardım etti. Irak ve Lübnan onlara kapılarını açtı.
Serkan Özkaya: Kalıcı bir barış nasıl mümkün olabilir? Ortadoğu’daki yeni şekillenmede Kürtler ne durumda olacak ve Türkiye Kürt sorununu nasıl çözmelidir, çözüm süreci devam etmeli mi?
Eli G. Eid: Türkiye’ye diyorum ki; bu komploya çok dikkat edin. Ve Kürtlere, ilk önce onlara iyi bakın, problemlerini halletmeye çalışın. Onlar sakin bir ülkede, özgürce yaşamak istiyorlar. İnanıyorum ki, sonuç ortak bir karar olacak ve yan yana yaşayacaklardır. Erdoğan zeki ve güçlü bir devlet adamıdır. Bu yüzden, bütün problemleri halledebilir. Arap ülkeleri ve Ortadoğu halkları Onun gibi bir başbakan istiyorlar. Şimdi Batı ülkeleri, Arap petrollerini elde etmek için, saldırmak için bir oyun hazırlığında. Biz bugün çok büyük tehlike içinde yaşıyoruz. Ama Türkiye anahtar gibi problemleri çözmeye çalışıyor. Çünkü imparatorluk zamanında tecrübe kazanmışlar. Türkiye, savaşlarımızı bitirmede etkili olacak. Tayyip Erdoğan çok tecrübeli, Arap halkları olarak, O’nu takdir ediyoruz.
“Türkiye anahtar ülke konumundadır”
Dış güçler tarafından Ortadoğu’da yeni bir savaş ateşi yakıldı. Türkiye’yi de bu ateşin içine çekmek istediler. Lakin bu plan tutmadı. Çünkü Türk Hükümeti bu noktada dirayetli bir yönetim ortaya koydu ve stratejik hamlelerde bulundu. Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya zor bir coğrafya.
Böyle coğrafyalarda krizleri yönetmek oldukça güç bir iştir. Bu bölgede etnik ve mezhepsel açıdan çok farklı halklar yaşıyor. Bu halkların barış içerisinde yaşaması için Türkiye anahtar ülke konumundadır. Mevcut durum itibariyle ülkenizin barışı inşa etmek için attığı adımlar yerindedir.
Kesinlikle bu önemli bir soru. Her anne ve babanın çocuklarını takip etmesi lazım. Her gün eğitim vermesi lazım. Türk askerlerinden bahsetmesi, bilinçlendirmesi lazım. Türkiye topraklarını sevdirmesi lazım. Anneler çok önemli bu noktada. Çocuklarına her şeyi öğretmesi lazım. Türkiye çok güzel bir ülke. Uygarlıklar tarihi, doğal güzellikleri, geleneksel lezzetleri… Keşke bütün komşu ülkeler Türkiye’yi örnek alsa. Türk halkını ve hükümetini çok takdir ediyorum.
Eli G. Eid: Son olarak; gazetenize, tüm Türk halkına ve hükümetine çok teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
Serkan Özkaya: Biz de bu önemli röportaj için size teşekkür ederiz.
BM İnsan Hakları Komisyonu Dış İlişkiler Başkanı Eli George Eid
Arap ülkelerinin Türkiye’yi örnek alması gerekiyor
Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni ve YAGEV Genel Başkanı Serkan Özkaya, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Dış İlişkiler Başkanı ve Avrupa Parlamentosu Üyesi Eli George Eid’le, savaş ateşinin bir türlü sönmediği Ortadoğu üzerine bir röportaj gerçekleştirdi. Türkiye’nin Ortadoğu politikalarının da mercek altına alındığı röportajda Eid, Arap Baharı’nın bölge ülkelerine ciddi zararlar verdiğini dile getirdi.
Serkan Özkaya: Efendim, içinde bulunduğumuz dönemde Ortadoğu nasıl şekilleniyor. Bize genel bir Ortadoğu değerlendirmesi yapar mısınız?
Eli G. Eid: Önceden de söylediğim gibi yıllar önce bir program hazırladılar. Bu programın adı Arap Baharı ama bu bahar, kara bir nehir oldu. Bu nehir Arap kanlarıyla doldu ve Araplar için iktisat ve medeniyet bitti. Özgürlük diyorlar, medeniyet diyorlar. Bu nasıl özgürlük, nasıl medeniyet? İnsan öldürmek özgürlük mü?
Arap başkanlarının koltuklarını bırakmaları için iki yol var; ya ölüm, ya hapis. İnsanlar için ve Müslümanlar için hiçbir şey kalmadı. Âlimleri bile öldürüyorlar. Tecrübemle, ısrarla söylüyorum; bizim bereketli topraklarımız üzerinde komplo kuruldu ve sonra halkımız bu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Suriyeliler sokakta oturuyorlar, yiyecek yemek bulamıyorlar. Önceden insanlar kendilerini güçlü hissediyorlardı; ama şimdi ya mülteciler, ya da ölü. Bu özgürlük mü şimdi?
“Arap Baharı’nın zararı binlerce…”
Yeni sistem politikası Ortadoğu için tamamen yanlış. Şimdi önemli ve tehlikeli bir konuya geldik. Biz sevgili insanlar her başkana inanıyoruz. Doğru olan, başkanların kendi halkları için çalışmaları. Halk ya da başkanlar peygamber gibi demiyorum. Her insan hata yapabilir ve kimse kimseden daha iyi değildir. Sadece Allah hata yapmaz. Baktığımız zaman Arapların hiçbir kazanımı yok. Biz biliyoruz ki, bu olaylardan birileri faydalanacak. Onlar senelerce özgürlüğümüzü, hürriyetimizi engellediler. Biz, Arapları ve Suriyelileri korusun, merhamet etsin diye Allah’a dua ediyoruz. Suriye, Irak ve Libya her gün bombalanıyor, insanlar ölüyor. Her insan biraz durup düşünmeli; kendi toprakları, medeniyeti için ne yapması gerekiyor? Keşke her insan biraz inceleme ve araştırma yapsa; kendi toprağı, medeniyeti, vatanına sahip olabilmek için, kaybolmaması için biraz düşünmesi lazım. Türkiye’yi örnek alarak; sizin gibi, ne yapılması gerekiyorsa, yapması gerekiyor. Türkiye turistik açıdan çok yüksek bir dereceye geldi. Elbette sadece turistik açıdan değil, her alanda kendini ispatladı. Türkiye güzel bir ülke. Halkı ve hükümetiyle örnek bir ülke. Arap ülkelerinin Türkiye’yi örnek alması gerekiyor. Türk halkı, ülkesinde özgür bir şekilde yaşıyor ve her türlü hakka sahip. Hükümet, halkına her türlü hakkı sağlıyor. Araplara aynı Türkiye’de olduğu gibi, her ülke hükümetinin sahip çıkması gerekiyor. Gençlerin gururunu kırmamak lazım, onları dinlemek gerekiyor. Evet, Arap Baharı’ndan bir fayda bulduk ama zararı binlerce
Serkan Özkaya: Türkiye’nin Ortadoğu’dan alması gereken dersler neler olabilir? Arap Baharı’nı biraz daha açarak değerlendirir misiniz? Türk halkına bu konuyla ilgili vermek istediğiniz mesaj nedir?
Eli G. Eid: Birleşmiş Milletler Büyükelçisi olarak, tecrübemle diyorum ki; yabancı bir devlet, komşu devletlere saldırmasın. Arap Baharı bahar değil, tamamen bir komplo. Bu komploya yardım eden kişilerin muhasebe yapmaları gerekiyor. Türkiye, Arap Baharı’na girecekti ama Allah kurtardı. Çünkü halk ve hükümet her zaman birlikte hareket ediyor. Türkiye’nin polisi ve askeri çok güçlü. Türk insanları çok zeki ve akıllı. Her insan kendi ülkesinde, kendini güçlü hissediyor. Ama başka bir ülkeye mülteci olarak gidince, kendini boşlukta hissediyor.
İlk olarak şunu söyleyeyim: Saddam Hüseyin’i Kurban Bayramı’nda idam ettiler, bu büyük bir zulüm, Arap halklarına zalimce bir saldırıdır. Şimdi soruyorum: Saddam Hüseyin’den sonra özgürlük geldi mi? Hayır, tabii ki gelmedi. İşler daha da karıştı. Üstelik yirmi sene öncesine döndük. Maalesef hiçbir gelişme yok, tam tersi. “Arap Baharı” diyorlar. Ama ben facia ve Arap katliamı olarak görüyorum. Arap ekonomisi ve medeniyetleri için büyük bir tehlike oldu. Savaşlar ve tehlikeler başladı. Yani artık Irak bitti. Bin sene öncesine döndü. Artık sadece terörist ve katil gruplar sahadadır. Irak ve Saddam sistemlerinden dolayı facia yaşıyoruz. Onun için diyorum ki, Amerika’nın Irak’a saldırması demokratik açıdan büyük bir hataya sebep oldu. Bu saldırı bütün Arap ülkelerine yansıdı. Ama maalesef hiçbir kazanım olmadı. Libya’da büyük bir zulüm var, insanlar sokakta birbirlerini vuruyor. Ne medeniyet kaldı, ne ekonomi… Ve komşu Arap ülkeleri sanki maç izliyorlarmış gibi bu manzarayı izliyor. Bir gol olunca seviniyorlar!
“Bu büyük bir komplo”
Bu yüzden Bahar diyemiyorum, çünkü binlerce insan öldürüldü. Hastaneler binlerce sakat insanla doldu, çocuklar yetim kaldı. Ne insan, ne de insanlık kaldı. Bu durum Kaddafi yüzünden değil sadece. Kaddafi’den sonra başa getirilen diktatör başkan da probleme dâhil. Huzurlu yaşamak için, özgür olabilmek için baştan başlamak lazım. İlk önce insanlara kibar davranmalıyız, artı hak ve hukuk tanımalıyız. Mesela Irak’ta binlerce insan kendi topraklarını terk etti, etmeye devam ediyor. Orada sadece savaş ve ihtilal var. İki bin beş yüz arabayı patlattılar; bütün dünya sadece izlemekle yetindi. Bütün Arap medeniyetleri imha edilmeye çalışılıyor. Irak’ta önceden erzak defteri vardı, insanlar kendi yemeklerini temin ediyorlardı. Fakir insanlar yemeksiz kalmıyordu. Ama şimdi insanlar açlıktan ölüm noktasına geliyor. Fakirlik var, medeniyet bitmiş. İnsan hakları kalmadı. Ama Türkiye ile mukayese edersek tam tersi, burada halkın hakları var. Bundan dolayı Türkiye’yi takdir ediyorum.
Bu büyük bir komplo bu. Bütün Arap Cumhuriyetlerinin başkanları sonunda ya ölecek ya da hapse girecek. Bu vahim bir durum. Mesela, Hüsnü Mübarek isyandan iki hafta sonra sandalyesini bırakıp kaçtı ve sonra hapse girdi. Neden insanlara önce haklarını tanımadı? Yani 35 sene sonra bütün halk Hüsnü Mübarek’in hırsız olduğunu fark etti. Neden önceden fark etmediler? Arap halkı ve hükümeti dünyaya arklı lanse ediliyor. Yani Arap halkını, kendi kendini yiyormuş gibi göstermek için bir oyun hazırlandı.
Bin sene öncesine döndük ve kan banyoları bittikten sonra hiçbir şey kalmadı. Medeniyet, din, fikir, turizm, iktisat, politika hiçbir şey kalmadı. Arap Baharı’nı yaşayan ülkeler çok zarar gördü.
Türkiye’yi çok seviyorum. Çünkü büyük bir devlet, her yeri cennet gibi. Ve insanları vatanına iyi bakıyor. Turistik açıdan çok gelişmiş bir ülke. Vatanın arkasında devlet var. Türkiye’nin hayırları, yardımları bitmez. Bütün ülkelere sesleniyorum; Türkiye’ye bakın! Ve Türkiye gibi olun. Halkı ve hükümeti gibi. Arap halkları ve başkanlarının bu zulümleri keşke bitse. Mesela bakın; Lübnan, o küçük ülke, önceden İsviçre gibi diyorlardı, ama şimdi ülkenin her yanında terörist var. Lübnan’da, günde en az on beş ya da yirmi kişi ölüme gidiyor. Suriyeli mültecilerden her yerde terörist vardır. Suriyeli mülteciler, Lübnan askerlerini kaçırıyor. Ama Suriyeli insanların hepsinden bahsetmiyorum tabii ki.
Suriyeli kardeşlerimiz mağdur kaldı. Maalesef bazı mültecileri terörist yapıyorlar. Ama muhakkak ki, insanlık meselesi bu, bütün mültecilere yardım etmek, yanlarında olmak lazım. Türkiye Suriyelilere yardım etti, kapılarını açtı. Önceden de Suriye halkına, bütün komşuları yardım etti. Irak ve Lübnan onlara kapılarını açtı.
Serkan Özkaya: Kalıcı bir barış nasıl mümkün olabilir? Ortadoğu’daki yeni şekillenmede Kürtler ne durumda olacak ve Türkiye Kürt sorununu nasıl çözmelidir, çözüm süreci devam etmeli mi?
Eli G. Eid: Türkiye’ye diyorum ki; bu komploya çok dikkat edin. Ve Kürtlere, ilk önce onlara iyi bakın, problemlerini halletmeye çalışın. Onlar sakin bir ülkede, özgürce yaşamak istiyorlar. İnanıyorum ki, sonuç ortak bir karar olacak ve yan yana yaşayacaklardır. Erdoğan zeki ve güçlü bir devlet adamıdır. Bu yüzden, bütün problemleri halledebilir. Arap ülkeleri ve Ortadoğu halkları Onun gibi bir başbakan istiyorlar. Şimdi Batı ülkeleri, Arap petrollerini elde etmek için, saldırmak için bir oyun hazırlığında. Biz bugün çok büyük tehlike içinde yaşıyoruz. Ama Türkiye anahtar gibi problemleri çözmeye çalışıyor. Çünkü imparatorluk zamanında tecrübekazanmışlar. Türkiye, savaşlarımızı bitirmede etkili olacak. Tayyip Erdoğan çok tecrübeli, Arap halkları olarak, O’nu takdir ediyoruz.
“Türkiye anahtar ülke konumundadır”
Dış güçler tarafından Ortadoğu’da yeni bir savaş ateşi yakıldı. Türkiye’yi de bu ateşin içine çekmek istediler. Lakin bu plan tutmadı. Çünkü Türk Hükümeti bu noktada dirayetli bir yönetim ortaya koydu ve stratejik hamlelerde bulundu. Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya zor bir coğrafya.
Böyle coğrafyalarda krizleri yönetmek oldukça güç bir iştir. Bu bölgede etnik ve mezhepsel açıdan çok farklı halklar yaşıyor. Bu halkların barış içerisinde yaşaması için Türkiye anahtar ülke konumundadır. Mevcut durum itibariyle ülkenizin barışı inşa etmek için attığı adımlar yerindedir.
Kesinlikle bu önemli bir soru. Her anne ve babanın çocuklarını takip etmesi lazım. Her gün eğitim vermesi lazım. Türk askerlerinden bahsetmesi, bilinçlendirmesi lazım. Türkiye topraklarını sevdirmesi lazım. Anneler çok önemli bu noktada. Çocuklarına her şeyi öğretmesi lazım. Türkiye çok güzel bir ülke. Uygarlıklar tarihi, doğal güzellikleri, geleneksel lezzetleri… Keşke bütün komşu ülkeler Türkiye’yi örnek alsa. Türk halkını ve hükümetini çok takdir ediyorum.
Eli G. Eid: Son olarak; gazetenize, tüm Türk halkına ve hükümetine çok teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
Serkan Özkaya: Biz de bu önemli röportaj için size teşekkür ederiz.
Yorum Yazın